Fadike’nin Not Defteri

Fadike’nin Not Defteri

Emeği Geçenler : Aydın Bez,
Siteye Eklenme : 17-08-2011
Yayımlandığı Sayı : 26
[eDergi 26. Sayı]
[26. Sayının Çevrimiçi Konuları]
[Tüm Çevrimiçi Konular]

85. Windows'un standardı, "*.exe" dosyaları ve virüsleri; GNU/Linux dağıtımlarının standardı, evrensel olmaları ve virüssüz yaşam alanı sunmaları.

86. Günümüz çevirimiçi olma günü; hatta bir gün belirleyelim, (kim bilir belki de vardır) “ dünya çevrimiçi olma günü ” ilan edelim. Yaşça büyükler değil de, zamane gençleri için sosyal ağın her türlüsü vazgeçilmez bir unsur. Filmini dahi yaptılar, daha ne olsun? Ancak unutulmaması gereken gerçek şu ki; insanın dar gününde yanında olacak olan, sosyal ağlardaki sanal yaşamlar değil, gerçekliktir.

87. Bir efsane daha zamanın ruhuna yenildi: Sony, artık Walkman üretimini durdurduğunu açıkladı. 30 yıllık yaşamı boyunca 220 milyon adet satan Sony Walkman'in yaşamının bitmesinde, artık müzik dinleme alışkanlığının taşınabilir sayısal müzik çalarlarca değiştirilmiş olması önemli etken. Bakalım, ufukta DVD oynatıcılar var gibi görünüyor. Soru: Bilgisayarlara ne zaman sıra gelecek? Yanıt:  Sanırım beyin ve sinir sinyallerimizle nesnelere, olaylara  hükmedeceğimiz zaman!

88. GNU/Linux dağıtımlarındaki tek evrensellik, özgür olmaları. Bir uygulama anında tüm dağıtımlarda gerek resmen, gerekse kullanıcılarca anında paketleniyor ve kullanıma sunuluyor. Bunun kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve yazılımlarda firmanın insafına kaldığını bilmeyenimiz yok gibi.

89. Özgür Yazılım kullanıcılarının sosyal ağı Tuxweet ( ah, keşke ismindeki harflerin tümü Türkçe olsaydı! ) ortaya çıkalı ne çok kendi dağıtımını hazırlamaya, kendi projelerini geliştirmeye çalışan cesur arkadaşların olduğunun farkına vardık. Hepsine destek olmalı.

90. Kapitalist sistemde bir kural olan serbest rekabet, yalnızca kitaplarda yazılıdır. Aslında tüm firmalar, alanında tekelleşmek ve piyasayı tek dağıtıcı, tek üretici, tek hizmet sunucu konumuna getirmek isterler. Asla görülmez denilen monopol, oligopol, düopol gibi piyasalar vardır; ama gizli ajandalarda. Örnek mi? Yıldızı, zeki ataklar ve girişimlerle yükselen bir firmanın önü, gücü olan bir başka firmaca ne yapılırsa yapılsın kesilemiyorsa, yapılacak bir şey kalır: satın almak! Sadece bu
biçimde satın alınan firmanın hem fikirlerine, hem nitelikli iş gücüne, hem ürün ve hizmetlerine, yarattığı katma değer ve yeniliklere sahip olunur. Örneğin; savaşlarda yazılı olmayan bir kural da, sanayi kentlerinin, tarihi eserlerin, fabrikaların bombalanmaması, yakılıp, yıkılıp, yok edilmemesidir. Çünkü kazanan taraf, buralarla savaş zararını çıkartacaktır; ganimete zarar verilmez! Bu yüzden satın almak, diğer firmayı yok etmekten her zaman iyidir.

91. Neden mi bu denli uzun bir analiz? ORACLE ve Sun Microsystems dememiz yeterlidir sanırım. ORACLE baktı ki, Sun Microsystems ile baş edemeyecek, satın alma yoluna gitti. Peki, Sun Microsystems bunca bilinirlik, marka değeri, fikir, ürün ve hizmet elinde mevcut iken, neden kendisini sattı? Bu, ayrı bir stratejik yönetim kararı olarak incelenebilir; ama elde, yöneticilerin karar mekanizmalarını gösterir veri henüz yok. Belki de sunulan paraya tav oldular; kim bilir?

92. Ubuntu'nun bu denli gelişmesi, kullanıcılar arasında yaygınlaşması, yönlendirici davranması, umarım, Sun Microsystems gibi kötü bir sonla bitmez: satın alınmak!

93. Şimdilik hepimizin yüreğinin, LibreOffice'den yana atması gerek değil, şart! Çünkü ORACLE firmasının OpenOffice.org geleceği ve diğer Sun Microsystems ürünlerinin üzerine çökerttiği kara bulutlar ortada. Gelecek, şimdilik belirsiz olan, kâr oranlarının durumuna göre şekillenecek. Ancak LibreOffice'in geleceği, insanlığa hizmet ve bilginin güvenilirliği doğrultusunda ( bu konuda bir de manifestoları var, okuyunuz) parlak ve aydınlık.

94. Dağıtımların beta sürümlerini denemek, gelişim sürecine önemli bir katkı sağlayacaktır. Özellikle de kararlı dağıtım ilan edildikten sonra ilk kurulumlarda forumları su istilası gibi basan " şu çalışmıyor, bu hatayı aldım, paketi kurdum ama yazıcımı tanımadı, Firefox'u açıyorum ama açılır gibi yapıyor açılmıyor, şu, bu,o. " başlıkları, biliniz ki beta ve RC sürümlerinin sıkı denenmesi, hata bildirimlerinin yapılmasıyla çözülecek şeylerdir. Çünkü bu sorun, yalnızca bildirim yapan kişiye ait olabilir ve hata takip sistemi ile bildirimi yapılmış olsaydı geliştiricilerce çözülebilirdi. Dolayısıyla yalnızca hazıra konmak olmaz; kullanıcı dağıtımın gelişme aşamasından, sürüm duyurusuna dek her alanında bulunulmalı.

95. Hata takibi, çeviri, belgelendirme, paketleme, duyuru, inceleme, tanıtım ve propaganda, yerelleştirme, örgütlenme, geri bildirim, eleştiri, sahiplenme. Özgür Yazılım’ın yaşayabilmesi için gerekli olan öğeler. Hepimiz, bu saydıklarımız arasında bir biçimde yer almalıyız.

96. En son kimden " serial key" istediniz? Özgür Yazılım, sizi kötü alışkanlıklardan uzak tutar.

97. Sosyal ağlarda olan yaşantımız, gerçeklerimizi de bir  hayli ele veriyor: Facebook, Twitter, güncelerimiz, Tuxweet, e-posta listeleri, forumlar ve hepsindeki imzala rımız... Kısacası sosyal ağlar: birincisi işletmelerin satış ve pazarlama yapmaları için tüm kişisel bilgileri içeriyor, ikincisi ise istihbarat ajanları için hazır bilgiler içeriyor! Hatta Google aramalarımız bile dizinlenmekte! Yoksa sosyal ağlarda gezinirken gözaltında mıyız? Güzel bir yazı okumak isterseniz eğer, bu konu hakkında Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim Teknoloji ekinin 29 Ekim 2010 tarihli sayısına bakınız.

98. Ubuntu 10.10 Maverick Merkaat sürümünde iki şey dikkatimi çekti: Birincisi yazı tipi güzel ve beklenilenin cevaplanması olmuş. İkincisi ise pek olumlu değil: eğer Ubuntu One servisini kullanıyorsanız ve açık ise eşitlenmesini istediğiniz dizinleri; Ubuntu One bir kez yetki aldı mı; hesabınıza depolamaya başlıyor. Eğer ki, GNU/Linux dağıtımlarının test sürüşlerini yapmak için kalıp indirdiyseniz ve varsayılan kayıt yeriniz de İndirilenler dizini ise geçmiş olsun derim: 2 GB boyutundaki ücretsiz alanınız doldu bile! İnternetinizin gözle görülür oranda yavaşlamasına neden olan bu işlevi kapatmak için, kullandığınız masaüstü yöneticisinin görev yöneticisini kullanmanız yeterli.

99. KDE’de sevdiğim iki özellikten birincisi yeni tema, duvar kağıdı, simge, renk şemaları, açılış teması gibi birçok kişiselleştirilebilir öğe için değişiklik yapılan panelde mutlaka “ yeni öğeler al... ” düğmesinin olması. Hani derler ya “ yalnızca bir tık ötede ” diye, işte bunun vücuda gelmesi böyle bir şey! İkincisi ise GNOME’a nazaran sağ tık menüsü ile en yukarıda bulunan “ yeni oluştur” komutu. Bu komut ile alışageldiğimiz işlevleri yapabiliyoruz: belge oluşturmak, şablon yaratmak, aygıta bağlanmak gibi. Birde istediğimiz dizinde F4 ile konsol açmak var; bununla üç etti.

100. Dolphin açılırken çok uzun süre bekliyor; açılınca da çalışmamazlık ediyor. Sanırım iş yavaşlatma eyleminde, genel greve çıkması yakındır.

101. Yine Canonical Vakfının bir ürünü: üvey evlat Kubuntu! Çünkü, altı aylık güncelleme takvimi kağıt üzerinde tüm Ubuntu türevleri ( K, X, L, Studio ve diğerleri )  için geçerli olsa da bu takvimin GNOME’un güncellenme takvimine göre hazırlandığını biliyoruz. Altı ayda bir duyurulan Ubuntu’nun kendisi olurken ve vitrine de yeni elbisesi ile çıkarken, Kubuntu tarafında hiç de öyle olmuyor ve çoğu Ubuntu kullanıcısı ve KDE sever, Kubuntu’ya hiç iyi geri bildirim yapmıyor. Aynı şey Xubuntu içinde geçerli. Yenilenen sadece paketler oluyor ki, bu işlem basit bir güncelleme ile de pekala mümkün.

102. İnternet tarayıcısında çok seslilik başladı: Firefox, Chromium, Rekonq, Midori, Konqueror, Epiphany... Gerçi en gözde şu aralar Firefox ve Chromium; ancak yine de diğer seçenekleri gözardı etmemek gerekmekte. Benim tercihim, eklentilerin efendisi Firefox’tan yana olurken ana sistemimde, Netbook’ta ise 10.1” ekranda dana geniş görme alanı sunan Chromium ve Rekonq’tan yana.

103. Bir USB belleğimde PortableApps.com sitesinin sunduğu uygulamalar kurulu: Firefox, Abiword, Pidgin, Thunderbird, Peazip ve Sumatra, VLC Player yetiyor bana. Neden mi? Alışkanlıklarını kıramamış dostlarıma misafirliğe gittiğimde şaşmaz bir şekilde bilgisayarlarında kaynak kodu kapalı işletim sistemi üreticisi Microsoft firmasının ürünlerinden biri kurulu oluyor; internete gireceksem bu şekilde girmesi rahat oluyor. Ekleyeyim ki, onları Özgür Yazılım dünyasına göç ettirecek isek, her türlü avantajımızı kullanmamız gerek değil mi?

104. Kopete Anlık İleti uygulamasında, Jabber hesapları için oda oluşturma seçeneği yokmuş; belki de ben bulamadım. Tam da Debian SID üzerinde kendime göre KDE kurmuşken... Oysa dergi işleri için, diğer görevli arkadaşlarla, Pidgin’de ne güzel oda oluşturup beyin fırtınası yapıyoruz...

105. Kişisel mi genel mi? Şu ana dek kütüphanelerde etkin görev yapmış biri olarak soruyorum: Ne kadar okuyoruz ve okuduğumuzu anlayabiliyor muyuz? Anlıyorsak eğer, bunca istiflenmiş veriyi işleyerek bilgiye dönüştürebiliyor, verimli bir cevher yaratabiliyor muyuz? Hangimiz kaç kitap okuduk, hangimizde kaç kitap var, dahası bir kütüphanemiz, kişisel bir kitaplığımız var mı?



Bu yazının lisansı Pardus-Linux.Org eDergi 26. Sayı'daki lisansı ile aynıdır. Lisanslar hakkında bilgiyi lisanslar sayfamızda bulabilirsiniz.

Etiketler :

Yorumlar