Oyun Tanıtımı: Amnesia: The Dark Descent

Giriş

Karanlık duvarlar, yılların tozu ile renk değiştirmişti. Sarsak ve yavaş adımlarla ilerlemeye başladım. Karanlık, daha önce hiç şahit olmadığım kadar koyuydu ve meşalemin ateşini adeta yutuyordu. Doğal bir karanlık değildi. Çığlık seslerini izleyerek O'nu bulabildim. Daha önce böyle bir şey hiç görmemiştim... Ehem.... Neyse, ben en iyisi bu korku işini, üstatlarına bırakayım. Smile
Edgar Allen Poe ya da  Howard Phillips Lovecraft hikayelerini okuyanlar ya da American McGee's Alice, Clive Barker ya da Lovecraft'ı okumak yerine -benim gibi- oyunlardan tanıyanlar, gerilimi tahmin edebilirler sanırım.

McGee's'ın, “Alice Harikalar Diyarında” isimli masum bir çocuk masalını, kabus dolu bir cehenneme çeviren muhteşem yaratıcılıktaki senaryosunu; Call Of Cthulhu'nun karanlık köşeleri ile daha da karanlık tiplerini; C.Barker'ın Undying'deki, bir armağan olduğu gibi aynı anda da bir lanet olan yeteneğini; hepsini bilgisayar ortamında tanıma fırsatını buldum.  Ancak hiçbirisinde, kendimi, Frictional Games'in [1] “Amnesia: The Dark Descent” oyununda olduğu kadar kapana kısılmış ve çaresiz hissetmedim.

“Son kalan anılarım da karanlığın içinde yitip gitti. Kafam allak bullak. Ama bazı şeyler unutulmamalı. Odaklan...Odaklan... Benim adım Daniel. Londra, Mayfair'danım. Ben..Ben...”
Bu sözlerden sonra düşüp bayılan ve yerleşim bölgelerinden izole edilmiş, neredeyse harabe haline gelmiş bir Prusya şatosu olan Brennenburg Şatosu'nda ayılan ve adı dışında hiçbir şeyi hatırlamayan Daniel'ı oynuyoruz. Kimdir bu Daniel? Burada ne aramaktadır? Buraya neden geldi ya da getirildi? Hem, burası da neresi böyle?

Hikaye, Daniel'in kendi hafızasını silmeden önce, kendine yazdığı bir nota ulaşmamızla başlıyor. Daniel'in hafızasını, yine kendisinin sildiğini bu nottan öğreniyoruz. “Sana nedenini söyleyemem; ama şunu bil ki unutmayı seçtim.” Notta, ev sahibi Baron Alexander'i bulup, öldürmesi gerektiği de yazıyor. Baron oldukça yaşlı ve güçsüz. Daniel ise genç ve güçlü. Ancak notta başka bir şey daha yazıyor. Daniel'in peşinde olan karanlık bir kabus. Savaşmanın hiçbir şekilde mümkün olmadığı ve yapılacak tek şeyin kaçmak olduğu bir kabus.

Güvenilir bir not mu? Değil belki, ama Daniel'in elinde başka bir ipucu yok.

Kurulum

Oyun, ticari lisansa sahip ve ücretli bir oyun. Oyunu, $20 karşılığında, Amnesiagame.com'dan [2] satın alabiliyorsunuz. Belirttiğiniz e-posta adresine gönderilen bağlantıdan oyunu indirebiliyorsunuz. Oyunun boyutu, 961 MB. Windows, MAC ve GNU/Linux için çıkarılan oyunun GNU/Linux için minimum sistem gereksinimleri:

  • 2.6.25 Linux çekirdeği
  • OpenGL desteği aktif, nVidia GeForce6 ya da Ati Radeon HD sınıfından ekran kartı
  • 2.0 Ghz işlemci
  • 2 GB RAM
  • ALSA ya da OSS uyumlu ses kartı
  • 3 GB boş disk alanı

Sistem donanımınız yeterli oluyorsa, oyunu, Pardus 2009 altında oynamak için, herhangi bir bağıl pakete ya da uygulamaya ihtiyaç duymuyorsunuz.

Oyun, “amnesia_tdd_1.0.sh” isminde tek bir dosya halinde geliyor. ./amnesia_tdd_1.0.sh komutu vererek, kurulumu başlatıyoruz. Oyunun, kurulum grafik arabirimi geliyor. Kuracağımız yeri belirttikten sonra, oyun, sisteme kuruluyor.

Oyunu başlatmak için;

  1. Oyunun kurulduğu klasöre giderek,konsola ./Launcher.bin komutunu vermek,
  2. Oyunun kurulduğu klasördeki, “AmnesiaTheDarkDescent.desktop” dosyasına tıklamak,
  3. KDE4.X kullanıcıları içinse, doğrudan Uygulamalar → Oyunlar altındaki Amnesia kısayoluna tıklamak,

yollarından herhangi birini izleyebilirsiniz.

Başlatıcı ekranında, genel ayarlar, grafik ayarları ve ses ayarlarını yaparak oyunu başlatıyoruz. Genel ayarlarda, oyunun, ekran kartımızı doğru tanıyıp, tanımadığını görebiliriz. Kalite için, High (yüksek), Medium (normal), Low (düşük) seçeneklerimiz var. Ya da yandaki “Detect” butonu ile bu seçimi bilgisayara bırakabilirsiniz. Dil (Language) seçeneğinde ise, İngilizce, Fransızca, Felemenkçe, İtalyanca ve İspanyolca seçenekleriniz var. Ancak oyunun konuşma dili İngilizce. Diğer diller, sadece yazılar için geçerli. Grafik ayarlarında ise; ekran çözünürlüğü, kaplama detay seviyesi ve tam ekran/pencere modunu ayarlayabiliyorsunuz.  “Show Advanced” butonu ile ileri seviye ayarlara girebilirsiniz. Ancak burada yapacağınız değişklikler, bilgisayarın sizin seçtiği en uygun ayarı bozacaktır. Yine burada yapacağınız değişiklikler, oyun içinde bazı dinamik ışıklandırma hataları ile karşılaşmanıza sebep olabilir. Dinamik ışıklandırma bölgelerinde kaplama hataları ile karşılaşırsanız, ayarı bilgisayarın seçmesine müsaade edin.

Ses ayarlarında ise sadece ALSA veya OSS sürücülerini seçebiliyoruz.

Ayarlarınızı yaptıktan sonra, “Launch game” butonu ile oyunu başlatıyoruz.

Oyunu kaldırmak içinse, oyunun klasörüne girerek, ./uninstal.sh komutunu vermek yeterli. “Emin misiniz?” sorusunu “y” ile onaylıyorsunuz ve oyun kaldırılıyor.

Oynanış
Oyunu ilk çalıştırmada karşınıza, oyuncu profili oluşturma ekranı gelecek. Profil adı yazarak ve “Create” butonuna basarak oluşturacağınız oyuncu profili, ayarlarınızın ve kayıtlarınızın tutulduğu profil olacak.

Sonrasında ana menü açılacak. Seçenekler oldukça kolay:

Continue: Daha önce bir oyuna başlamış iseniz bu seçenek belirecektir. Önceki oyununuza kaldığınız yerden devam edersiniz.

Start New Game: Yeni oyun başlatır.

Load Game: Continue seçeneğinden farklı olarak; oyuna kayıt noktalarından herhangi birini seçerek başlamanızı sağlar. Oyun içinde -teorik olarak- kayıt gibi bir seçenek yok. Oyun, otomatik kayıt noktalarında kaydediyor. Korkunuz olmasın, kayıt noktalarının sıklığı oldukça iyi. Ancak, oyunda ölüm olayı, normal oyunlardan biraz farklı. O yüzden bu seçenek, daha ziyade, oynadığınız bir bölümü tekrar oynamak isterseniz işinizi görecektir. Oyun içinde, teorik olarak kayıt seçeneği yok dedim. Ancak oyundan ana menüye dönüşte, “Save and Exit” (Kaydet ve Çık) seçeneği mevcut. Oyun içinde kayıt yapmak isterseniz, bu seçenek ile oyundan çıkıp ana menüye dönün, ana menüden de “Continue” seçeneğini seçin, sonra oyuna kaldığınız yerden devam edin.

Custom Story: Oyunun, geliştirici ruhlu oyuncuları için olan kısmı. Kendi hikaye, harita ve modellerinizi oluşturup, onları oynayabileceğiniz kısım. Buraya girdiğiniz zaman, oluşturduğunuz hikayelerin bir listesi çıkar. Buradan hikayenizi seçerek, oynayabilirsiniz.

Oyun, kullanıcı hikayeleri için, kurulum klasörü altında bulunan, “custom_stories” adlı klasörün içine bakar. Burada, hikayenizin adında bir klasör oluşturarak, haritalarınızı, bölümlerinizi, materyallerinizi, kişilerinizi ve parçacık efektlerinizi oluşturarak, bu klasör altında topluyorsunuz. Bu da şöyle oluyor: Oyun, Frictional Games'ın HPL2 oyun motorunu kullanıyor. HPL2 için yapılmış, geliştirme gereçleri (editing tools) mevcut. Ancak bu gereçler, şimdilik, sadece Windows platformu için var. MAC ve GNU/Linux sürümleri ise en kısa zamanda hazır olacak. Sitesinden [3] gerekli araçları indirerek, hikayeniz için gereken modelleri, haritaları, parçacık efektlerini ve materyalleri her biri için ayrı ayrı oluşturulmuş editörleri kullanarak yapabiliyorsunuz. Tüm bu dosyaları, Amnesia klasörünün altında bulunan “custom_stroies” altında oluşturduğunuz hikaye klasörünüzün altında topluyorsunuz. Elbette, ayrı ayrı alt klasörlerde toplamanız, faydanıza olacaktır. Hikaye klasörünüzde bir de, “hikaye_adiniz_settings.cfg” ismiyle, hikayenizin başlatıcısında bulunacak ögeleri belirten bir betik dosyası bulunmalı. Betikler ise AngelScript kullanılarak yazılıyor. Mantık, genel olarak böyle. Ama bu kadar basit değil elbette. Sadece gereçleri kullanmak için bile, pek çok dokümanı okumanız gerekecektir. Model kaplamaları için üçüncü parti yazılımlar da gerekiyor.

O yüzden, bu kısmı şimdilik burada keselim. Merak edenler, [3] numaralı HPL2 Wiki sitesinden (gereçlerin indirildiği site aynı zamanda) ayrıntılı bilgi edinebilir. Hâlâ bir arpa ilerleyemediğim Wesnoth'tan çıkabilirsem eğer, ileride Amnesia'ya da dalarız belki. Laughing out loud

Options: Ses ve grafik ayarları, aynen oyunun başlatıcısındakiler gibi. Burada farklı olarak oyun ile ilgili ayarları yapabiliyorsunuz. İpuçları ve altyazıları açıp kapatabiliyorsunuz. Input kısmından ise fare ve tuş kombinasyonunu ayarlayabiliyorsunuz.

Change Profile: Oyundan çıkmadan, oyuncu profilinizi değiştirmenizi sağlar.

Exit: Oyunu kapatır.

Amnesia: The Dark Descent, bir birinci şahıs macera oyunudur. Oyun, keşfetme, ipuçlarını izleme ve sağ kalma üzerine kurulu.

Standart WASD kombinasyonu ile Daniel'i kontrol ediyoruz. Sol fare tuşu, etkileşim tuşu olarak kullanılıyor. Oyunda neredeyse her nesen ile etkileşime girebiliyorsunuz. Oyun, fizik motoru olarak, Newton Game Dynamics fizik motorunu kullanıyor. Gerekli gereksiz hemen hemen herşeyi elinize alıp, inceleyebiliyorsunuz. Sağa sola çevirip, altına üstüne baktıktan sonra, sağ fare tuşu ile fırlatıp atabiliyorsunuz. Etkileşim farklı şekillerde karşımıza çıkıyor:

Normal: Statik nesnelerle ve kapılarla olan etkileşim. Farenin sol tuşuna basarak ve fare hareketiyle etkileşimi gerçekleştirebilirsiniz. Mesela, kapıları ve çekmeceleri açmak için, farenin sol tuşuna basarak, kapının veya çekmecenin açılış yönünde fareyi, yavaş ya da hızlı hareket ettirerek onları açıp kapatabilirsiniz. Aynı şekilde kolları ve vanaları açıp kapamak için de fareyi sağ-sol ya da yukarı-aşağı veya saat istikameti ya da ters saat istikametinde hareket ettiriyoruz. Yine ağır nesneleri sürüklemek için de fareyi kullanıyoruz. Nesneleri elimize aldığımızda ise “r” tuşuna basılı tutarak, fareyi döndürdüğümüzde ise, nesneyi çeviriyoruz. Fare tekerleği ile yaklaştırıp uzaklaştırırken; sağ fare tuşu ile fırlatabiliyoruz. Oyunda en çok kullanacağımız etkileşim olup, yaratıktan kaçarken de, üzerine birşeyler fırlatmak, önüne eşyalar devirmek, geçtiğimiz kapıları kapatmak ve arkasına barikat yapmak için kullanacağız.

İtme: Bu tip nesneleri, farenin sol tuşuna basarak, WASD tuşları ile itebiliyorsunuz. Sağ fare tuşu ise, sert bir şekilde itmenizi sağlar. Genelde, ağır nesneleri yerde sürüyerek hareket ettireceğimiz zaman kullanacağız.

Kaldırma: Envanterinize ekleyeceğimiz nesnelerin üzerine geldiğimiz zaman, kaldırma el imleci çıkacaktır. Sol tuşa tıklarsanız, nesne, envanterinize eklenecektir. Merak etmeyin, bu nesneleri diğerlerinden ayırmak kolay. Belrigin ve parlak gösteriliyorlar. Genelde oyundaki bulmacaları çözmek için gereken nesneler oluyor bunlar.

Yakma: Mum, meşale, ocak gibi bir ışık kaynağına yaklaştığınızda, yakma imleci belirir. Eğer, envanterinizde “tinderbox” varsa, yakabilirsiniz. Işık, oyunda çok önemli bir yer tutuyor. Etrafı mümkün olduğunca aydınlatın. Ama dikkat edin, bir ışık kaynağını yaktığınız zaman, bir tinderbox gidiyor. Biterse karanlıkta kalırsınız.

Çıkış: Bir kapıya yaklaştığınızda, normal etkileşim yerine, kapı ikonu beliriyorsa, o kapı, bir başka kademeye açılıyor demektir. Bulunduğunuz yeri iyice incelediğinizden emin olmadan, diğer kademeye geçmeyin.

Tırmanma: Bu ikon, genelde bir merdiven ya da tırmanacağınız bir raf silsilesine yaklaştığınızda belirir. Sol fare tuşu ile buralara tutunup, tırmanabilirsiniz. Sağ fare tuşu ise bırakmanızı sağlar. Tırmanışın ortasındaysanız, aşağı düşersiniz.

Oyunun birinci şahıs bir macera oyunu olduğunu belirtmiştik. Gerçi maceradan çok, bulmaca diyebilirim. Gerçi bulmacalar, bir yerlere gidip, bazı nesneleri almak, onları kullanmak veya birleştirip bir başka nesne yaparak, gereken yerde bu nesneleri kullanmaktan ibaret. Yani deneyimli macera ve bulmaca oyuncuları için basit kalacaktır. Birinci şahıs nişancılık oyuncularıysa, oldukça aşina oldukları bir oynanış tarzı ile karşılaşacaklar;  buna karşın hiç de alışkın olmadıkları bir oyun oynayacaklar. Çünkü bu sefer kırılgan olan sizsiniz, düşmanınız tamamen yok edilemez ve üzerinizde, silah namına, bir tırnak çakısı bile yok. Peki bunun yerine nelerimiz var? Macera oyunlarının olmazsa olmazı, envanterimiz (inventory) var.

“Tab” tuşu ile envanter penceremizi açıyoruz. Burada oyun boyunca topladığımız nesneleri görebiliyoruz. Envanter:

  1. Topladığımız nesneleri görmek, onları gereken yerlerde kullanmak veya onları birleştirmek;
  2. Günlüğümüze ulaşmak;
  3. Yaşam ve akıl sağlığımızı kontrol etmek;

için kullanılıyor.

Ortadaki pencere, topladığımız nesneleri gösteriyor. İmlecimizi bunların üzerilerine getirerek, ne işe yaradıklarını altta okuyabiliyoruz. Nesneye çift tıklayarak, onu kullanmak üzere elimize alabiliyoruz. Elimize aldığımız nesneyi ise, oyunda kullanmak istediğimiz yere tıklıyoruz. Bir nesneyi tıklayıp, yine envanter üzerinde, bir başka nesneye tıklarsak, bu iki nesne birleşmiş oluyor. Elbette birleşmeleri gerekiyorsa.

Sağ en üst pencerede, ışık kaynaklarını yakmak için kullandığımız “tinderbox” sayısını görebiliyoruz. Tinderbox'lar dolaplarda, çekmecelerde, raflarda, mumların yanında ve çalışma masalarında bulabilirsiniz. Tinderbox'larınız biterse, ışık kaynaklarını yakamazsınız. Bunları çok dikkatli kullanın. Etrafınıza dikkatle bakının. Mümkün mertebe ortalığı aydınlatın. Ancak bir gözünüz de bu sayaçta olsun.

Sağ ortadaki ise yağ lambanızdaki yağ miktarını gösterir. Yağı, raflarda ve çekmecelerde yağ kapları içlerinde bulabileceğiniz gibi; mahzen, mutfak gibi depo alanlarında yağ varilleri içinde de bulabilirsiniz. Yağ biterse, lambanız da söner. Lamba, oyunda en çok kullanılan ve en değerli nesne.
Sağ altta ise, günlüğümüz var. Günlüğümüzde ise üç kısım mevcut:

  1. Günlükler: Daniel'in geçmiş anılarını içeren günlük sayfaları. Daniel'in günlüklerinin sayfaları, şatonun içinde dağılmış durumda. Bunları buldukça, Daniel'in hafızası yerine geliyor; biz de Daniel'in geçmişi ile ilgili öyküyü anlamaya başlıyoruz. Neden burada? Peşine düşmüş olan şey ne? Neden peşinde? Bu sorular, bu sayfaları toplayıp, okudukça cevap buluyorlar. Ancak önümüze yeni sorular çıkarıyorlar. Bu günlük neden parçalandı? Kim parçaladı? Günlükler, başlıklar halinde ve birkaç sayfadan oluşuyor. Bunları topladıkça, Daniel'in aslında pek de masum olmayan hikayesi ortaya çıkmaya başlıyor.
  2. Notlar: Bu kısma, başka not ve çalışma sayfalarından okuduğunuz ve ilerlemenize yardımcı olacak bazı ipuçlarını içeren bilgilerin yazıldığı kısımlardır. Şato'nun çalışanlarının günlükleri, notları, Baron Alexander'in çalışma notları bunların arasındadır. Burada toplanan bilgiler, bize, şatoda neler olup bittiği konusunda bilgiler verirken; ilerlememiz için gereken bazı nesneleri, nerede ve nasıl bulabileceğimiz hakkında da ipuçları içeriyor.
  3. Hatırlatmalar: Oyunda karşılaştığınız bulmacalar için, hayati öneme sahip notların olduğu bölüm. Bir bulmacada ya da bir yerde sıkıştığınız takdirde, size ne yapmanız gerektiğini hatırlatacak yazılar burada toplanır. Bu bölüme bir hatırlatma notu eklenince, ekranın sağ alt köşesinde bir günlük ikonu görünüyor.

Sol tarafta ise, fiziksel ve akıl sağlımızı görebiliriz. Üstteki kalp şekline imleci getirdiğimiz zaman, altta sağlık durumumuzu görebiliriz. Sağlık, darbe yemek, ağır bir nesnenin üzerimize düşmesi veya uzun bir düşüş sonucu azalabilir. Sağlığı ise, etrafta bulduğumuz ilaçlar ile yenileyebiliyoruz. Ancak sağlığınızın azalmaması için maksimum dikkat göstermeniz gerekiyor. Sağlık ilaçları ortalıkta fazla bulunmuyor. Gözlerinizi dört açıp, kaçırmamaya özen gösterin. Oldukça kırılgan olduğunuzu da belirteyim. Hele peşinizdeki yaratıkla karşılaşırsanız, iki darbede ölüyorsunuz.

Ancak ölüm kısmı, diğer oyunlarda olduğundan biraz farklı. Öldüğünüz zaman, son kayıt noktasından başlıyorsunuz. Ancak, yapmış olduğunuz işler, bulduğunuz notlar, aldığınız nesneler ve çözmüş olduğunuz bulmacaların hiçbirisi kaybolmuyor. Ama oyunun dünyasında birşeyler değişiyor. Karşılaşmalar, odalar ya da nesneler değişiyor.

Oyundaki en hayati unsurlardan bir diğeri ise, akıl sağlığı. Eh.. Daniel, berbat bir şatoda, ensesinde bir kabus, hafızası ve anıları yok... Daniel, zihni son derece zayıf ve deliliğin eşiğinde. Oyunda, belki de en çok dikkat etmeniz gereken şey akıl sağlığınız. Envanter ekranında sol alttaki beyin ikonu, mevcut akıl sağlığınız hakkında size bilgi verir.

Şahit olunan doğaüstü olaylar (kitapların havalarda uçması, nesnelerin yerlerde kayması vs..), karanlıkta uzun süre kalmak veya karşılaşacağınız ucubelere fazla bakmak, akıl sağlığınızı azaltacaktır.

Akıl sağlığınız düştükçe, Daniel'i kontrol etmeniz zorlaşacaktır. Öncelikle, ekran görüntüsü bulanıklaşacak ve Daniel -kontrolünüz dışı- sallanmaya ve yalpalamaya başlayacaktır. Daha yavaş hareket etmeye başlayacaksınız. Daha sonra ise sanrılar başlayacak. Oyunda, daha fazla doğaüstü olaya şahit olacak ve sağdan soldan olmayan sesler ve haykırışlar duymaya başlayacaksınız. Bir süre sonra ise, gördüklerinizin ve duydukların gerçek mi, sanrı mı olduğunu ayırt edemeyecek duruma geleceksiniz. Yani işler, gerçekten tatsız bir hal alacak.

Akıl sağlığınızı iyileştirmenin tek yolu ise, Daniel'in moralini düzeltecek işler yapmak. Hafızasını yerine getirecek günlük yapraklarını ve notları bulmak ve bulmacaları çözmek akıl sağlığını yükselten unsurlar. Ayrıca, aydınlık bir noktada biraz dinlenmek de, karanlığın verdiği baskıyı biraz hafifletecektir.

Karanlık ve düşman ile karşılaşmalar tehlikelidir. Karanlıktan kurtulmak için, ışık kaynaklarını yakarak etrafı aydınlatmalısınız. Pencerelerden sızan ışık da, Daniel'in  bir nebze kendine gelmesini sağlayacaktır. Yine gaz lambanız da, sadece önünüzü aydınlatmakla kalmıyor, Daniel için aydınlık bir nokta oluşturarak, karanlığın akıl sağlığı üzerindeki olumsuz etkisini azaltıyor.

Karşılaşmalarda ise, dövüşmek gibi bir seçeneğiniz yok. Amnesia'da karşılaşmalar gerçekten çok tehlikeli. Eğer yaratık sizi fark etmemişse, önüne çıkmayın ve karanlık bir köşede gitmesini bekleyin. Elbette saklanırken, gaz lambanızı yakmayın ve ışıkta olmayın.

Eğer gideceğiniz bir yerde ise, çömelerek ve gölgelerde kalarak etrafından dolaşmaya çalışın. Ama yürürken dikkat edin, bir şeyleri devirip de ses yaparsanız, hızla size dönecektir. Sizi fark etmiş ve saldırıya geçmişse, yapacağınız tek şey kaçmak. Kaçarken, odalara girip kapıyı kapatmak ve arkasını eşyalarla destekleyerek barikat oluşturmak, yaratığı yavaşlatacaktır. Saklanacak karanlık bir köşe ya da gardırop bulana kadar kaçın. Karanlıkta saklanacaksanız eğer, yine dikkatli olun. Zira karanlıkta fazla kalırsanız, akıl sağlığınız azalmaya başlayacaktır. Yine yaratığa uzun süre bakmayın.

Sonsöz

Sanırım korku oyunlarının genel özelliği, oyunun içinde, oyuncunun hayalgücünü kamçılayan etmenler barındırması. Amnesia: The Dark Descent, bu etmenleri çok ustalıkla kullanmış. Oyunu, kazanmak için değil; atmosferini yaşamak için oynamalısınız bence. Kazanmak demişken, oyunun kararlarınıza göre değişecek, iyi, kötü ve şeytani olmak üzere, üç farklı sonu olduğunu da belirteyim hemen.

Oyunda, aniden ortaya fırlayarak, oyuncunun irkilmesini korku olarak niteleyen saçmalık yok. İlk olarak, oyun, sizi devamlı istim üstünde tutuyor. Sürekli bir yerlerden sesler ve gürültüler geliyor. Akıl sağlığı durumunuza göre, bu seslerin sıklığı ve şiddeti de az ya da fazla oluyor. Gerçek olup olmadığını bilmediğinizden ve kendinizi koruyacak birşeye sahip olmadığınız için ister istemez geriliyorsunuz. Oyundaki sesler de gerilimi arttırıcı şekilde. Müzikler, bir bölüme girince ya da tehlikeli bir yerde veya önemli bir bulmacaya rast gelince çalmya başlıyor ve bir süre sonra duruyor. Daniel'in nefes alıp verişleri, tahtaların gıcırdamaları, derinlerden gelen çığlıklar, konuşmalar. Hepsi çok başarılı yapılmış. Doom'da hissetmiş olduğum yalnızlık hissi, Amnesia'da kendini daha fazla hissettiriyor.

Grafikler ve efektler de oldukça başarılı olmuş. HPL2 oyun motoru ile  Newton Game Dynamics fizik motoru çok güzel bir iş çıkarmış. Oyundaki nesnelerle olan etkileşim inanılmaz. Gerçi bir sürü gereksiz şeyi elinize alıp evirip çevirmek, önemli nesneleri gözden kaçırmanıza sebep olabiliyor. Ancak, önemli nesneler, oyunda hafif mavi bir çerçeve ile vurgulanıyor.

Oyunda görebildiğim tek eksi yan, grafik kalitesini elle ayarlayınca, karşıma çıkan dinamik ışıklandırma efekti hatası oldu.

Hangi tip oyundan hoşlanıyor olursanız olun, Amnesia: The Dark Descent'in korkusundan payınızı alacağınızı garanti ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] http://www.frictionalgames.com/site/
[2] http://www.amnesiagame.com/#buy
[3] http://hpl2.frictionalgames.com/



Bu yazının lisansı Pardus-Linux.Org eDergi 24. Sayı'daki lisansı ile aynıdır. Lisanslar hakkında bilgiyi lisanslar sayfamızda bulabilirsiniz.

Etiketler :

Yorumlar