İsimler Neyi İfade Eder?

İsimler Neyi İfade Eder?

Emeği Geçenler : Özgür Ilgın,
Siteye Eklenme : 17-07-2011
Yayımlandığı Sayı : 32
[eDergi 32. Sayı]
[32. Sayının Çevrimiçi Konuları]
[Tüm Çevrimiçi Konular]

İsimler, anlamların taşıyıcısıdır; seçtiğimiz isimler söylediğimiz şeylerin anlamını belirler. Uygun olmayan bir isim insanlara yanlış fikir verir. Bir gül, çeşidi ne olursa olsun güzel kokar ama siz ona “kalem” derseniz onunla yazmaya kalkanlar hayal kırıklığına uğrar. Kaleme de “gül” derseniz insanlar onun ne işe yaradığını anlayamaz. Eğer bir işletim sistemine “Linux” derseniz sistemin kökeni, tarihi ve amaçları hakkında yanlış bilgi verirsiniz. Buna “GNU/Linux” derseniz, ayrıntılı olarak incelendiğinde ideal kullanım bu olmasa da, kesin bir bilgi verir.
Ama bu camiamız için bir sorun mudur? İnsanların sistemin kökeni, tarihi ve amacını bilmesi önemli midir? Evet! Çünkü tarihi unutan insanlar onu tekrarlamaya mahkumdur. GNU/Linux çevresinde gelişen özgür dünya güvenli değildir ve GNU’yu geliştirmemize neden olan sorunlar ortadan kaldırılmadığı için yeniden nüks etmeleri olasıdır.
İşletim sistemine Linux yerine neden “GNU/Linux” dememiz gerektiğini açıklayınca insanlar çoğunlukla şöyle diyor:
“GNU projesi yaptığı işler sayesinde zaten övgüyü hak ediyor. İnsanlar buna itibar etmese bile yaygara koparmaya gerek var mı? Önemli olan işi kimin yaptığı değil de işin yapılmış olması değil mi? Sakin olmalısınız. Yaptığınız işle gurur duyup övgüyü kafaya takmamalısınız.”
Eğer işi yapıp da rahatlayabilsek bu güzel bir tavsiye olurdu. Keşke öyle olsaydı! Ama sorunlar çok ve gelecek çantada keklik değil. Camiamızın gücü özgürlük için kararlı olmaya ve iş birliğine bağlı. GNU/Linux ismini kullanmak, insanların kendilerine ve başkalarına bunu hatırlatmasının bir yoludur.
GNU’yu aklımıza getirmeden iyi özgür yazılım yazmak mümkündür, Linux adı altında da oldukça iyi işler çıkartılabilir. Ama Linux ilk icat edildiğinde iş birliği yapma özgürlüğüne dayanan bir felsefeye dayanmamaktaydı. Bu ismin iş dünyası tarafından kullanımı arttıkça onu topluluk ruhu ile ilintilendirmeye dair sorunlarımız artacak.
Özgür yazılımı gelecekte bekleyen en büyük sorun, “Linux” dağıtımlarını üreten şirketlerin “uyumluluk” ve “güç” gibi bahanelerle GNU/Linux’a özgür olamayan yazılımları ekleme eğilimidir. Tüm büyük ticari dağıtım geliştirici firmaları yapar bunu, hiçbir zaman tamamen özgür yazılımlar yayımlamazlar. Çoğu, dağıtımlarındaki özgür olmayan paketleri belirgin olarak tanıtmazlar. Bazıları kullanıcılara Microsoft’un verdiği kadar özgürlük veren “kelle başı” lisanslarını rezilce sergilerler.
İnsanlar, özgür olmayan yazılımları dağıtımlara eklemeyi, popülerliği özgürlüğe tercih ederek “Linux’un popülerliği” adına onaylayabilir. Bazen bu açıkça kabul görür. Örneğin “Wired” dergisi, Linux Magazine Dergisi Editörü Robert McMillan’ın “ Açık kaynak kodlu yazılıma geçişin politik nedenler yerine teknik nedenlerden kaynaklanması gerektiğini” söylediğini yazıyor. Caldera’nın CEO’su insanları açıkça özgürlük hevesinden vazgeçip Linux’un popülerliği için uğraşmaya teşvik ediyor.
“Popülerlik” ile GNU/Linux’u özgür olmayan yazılımlarla birlikte kullanan kişilerin sayısını kastediyorsak GNU/Linux’a özgür olmayan yazılımları eklemek onun popülerliğini artırabilir. Ama aynı zamanda camiayı dolaylı yoldan sahipli yazılımın iyi bir şey olduğuna inandırıp özgürlük amacını unutturur. Yolda doğru dürüst gidemezken gaza basmanın manası yoktur.
Özgür olmayan bir eklenti, bir program veya kütüphane ise özgür yazılım geliştiricileri için tuzak haline gelir. Eğer özgür olmayan bir paketi kullanan bir program yazarlarsa, programları özgür bir sistemin parçası olamaz. (1)
Eğer camiamız bu şekilde hareket etmeye devam ederse GNU/Linux’u gelecekte özgür yazılımlarla özgür olmayan yazılımların mozaiği haline getireceklerdir. Beş yıl sonra elbette bir sürü özgür yazılım olacak ama dikkatli olmazsak hiç biri özgür olmayan yazılımlar olmadan bir işe yaramayacak. Böyle olursa özgürlük kampanyamız başarısızlığa uğramış olacak.
Özgür alternatifler yayımlamak sadece bir programlama işi olsaydı gelecekteki sorunları çözmek, camiamızın geliştirme kaynakları arttıkça daha kolaylaşacaktı. Ama bunları çözmemizi zorlaştıran sorunlar ile karşılaşıyoruz: Özgür yazılımı yasaklayan yasalar.
Yazılım patentleri arttıkça ve DMCA(2) gibi yasalar DVD gösterme ve Real Audio biçimlerini dinleme konusunda özgür yazılım geliştirilmesini engellerse gizli veri biçimleri içeren patentli yazılımlarla mücadele etmek için, özgür olmayan programları kullanmayı reddetmekten başka yol bulamayacağız.
Bu sorunlarla yüzleşmek çok çeşitli çabalar gerektirir. Ama her şeyden önce herhangi bir zorluğa göğüs germek için gereken şey özgürlük amacımızı ve iş birliğini aklımıza getirmektir. Sadece güçlü ve güvenilir yazılıma sahip olma arzusunun insanları büyük emek harcamaya sevk etmesini bekleyemeyiz. İhtiyacımız olan şey, insanların özgürlükleri için savaşırken sahip oldukları zamanki gibi, yıllarca sürecek bir kararlılık ve azme sahip olmasıdır.
Camiamızda bu tür bir amaç ve kararlılık öncelikle GNU Projesinden çıkmaktadır. Özgürlük ve camianın sağlam kalmasından bahseden yalnızca bizleriz. “Linux”tan bahseden organizasyonlar bundan bahsetmezler. “Linux” dergileri genelde özgür olmayan yazılımların , “Linux” a özgür olmayan yazılımları ekleyen şirketlerin, Linux’u özgür olamayan ürünleri ile destekleyen firmaların, satıcıları davet eden Linux gruplarının reklamları ile doludur; Camiamızda insanların özgürlük ve kararlılık ulaşabildiği yegane yer GNU Projesidir.
Peki insanlar buna ulaştıklarında bağlantı kurabilecek midir?
GNU projesinden gelen bir program kullandıklarının farkına varan insanlar GNU projesi ve kendileri arasındaki dolaysız bağı görürler. Felsefemiz ile tam olarak uyuşmasalar bile en azından bunun üzerinde ciddi ciddi düşüneceklerdir. Kendini “Linux Kullanıcısı” olarak tanımlayanlar ise GNU projesinin “Linux’un işine yarayan araçlar geliştirdiğine” inanırlar ve GNU projesi ile aralarında dolaylı bir bağ olduğunu kavrayabilirler. İşleri bittiğinde GNU felsefesini göz ardı edebilirler.
GNU projesi idealistçedir ve bugünlerde idealizmi teşvik edenler büyük bir engel ile karşılaşır; Hakim ideoloji insanların idealizmi pratik olmadığı için bırakmasını söyler. Bizim idealizmimizin pratikliği had safhadadır. Bu yüzden GNU/Linux isimli bir işletim sistemimiz var. Bunu sevenler bilmelidir ki bunu gerçekleştiren bizim idealizmimizdir.
İşimizi tamamlamış olsak, payımıza itibardan başka bir şey düşmemiş olsa, bu sorunlarla uğraşmayı bırakmak en akıllıca şey olurdu. Ama bu noktadan çok uzaktayız. İnsanları yapılması gereken işleri yapmaya teşvik etmek için geçmişte ne yapmış olduğumuzu bilmemiz gerekir. Lütfen işletim sistemimize GNU/Linux diyerek bize yardımcı olun.
(1)Motif ve Qt GUI kütüphaneleri oldukça fazla miktarda özgür yazılımı tuzağa düşürerek çözümü yıllar alacak sorunlara yol açtılar. Qt sorunu, Qt özgür yazılım haline geldiği için çözüldü. Motif problemi hala çözülmüş değil, motif’in özgür alternatifi olan LessTif’in biraz cilalanmaya ihtiyacı var. (Gönüllü aranıyor!) Sun’ın özgür olmayan Java aracı ve java kütüphaneleri benzer sorunlara neden oluyor. Bunların yerine özgür yazılım koymak şu anda GNU’nun başlıca amacı.
(2)1998 yılının Digital Millennium Copyright Act (Sayısal Binyıl Telif Hakları Hareketi) Amerikan telif hakları yasasını değiştirmeye çalışıyor. DMCA’nın içerdiği konular, telif koruma sistemlerinin saf dışı bırakılması ile ilgili önlemler, adil kullanım ve çevrim içi hizmet sağlayıcı taahhütleridir. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak için 12. kesime bakınız (Telif haklarının yanlış yorumlanması-Bir yanlışlıklar silsilesi adlı makale)
Bu makale 2000 yılında yazılmıştır. Bu makale “Özgür Yazılım Özgür Toplum :Richard M. Stallman’dan Seçme Makaleler” kitabında yer alır.(Boston:GNU Press, 2004) ISBN 1-882114-99-X,www.gnupress.org
Bu uyarının konulması kaydıyla makalenin herhangi bir ortamda eksiksiz ve tam olarak kopyalanması ve dağıtımı serbesttir.



Bu yazının lisansı Pardus-Linux.Org eDergi 32. Sayı'daki lisansı ile aynıdır. Lisanslar hakkında bilgiyi lisanslar sayfamızda bulabilirsiniz.

Etiketler :

Yorumlar