Röportaj: Gürkan ZENGİN

Röportaj: Gürkan ZENGİN

Emeği Geçenler : Sezai YENİAY,
Siteye Eklenme : 18-10-2011
Yayımlandığı Sayı : 34
[eDergi 34. Sayı]
[34. Sayının Çevrimiçi Konuları]
[Tüm Çevrimiçi Konular]

Gürkan Bey ;

Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Aşağıda hazırlamış olduğumuz soruların dışında Türkiye Pardus Topluluğu ile paylaşmak istediklerinizi de yazabilirsiniz. pardususer.de’nin söyleyeceklerini duymak ve duyurmak isteriz.

Bilgisayarla ilk ne zaman tanıştınız?

Bilgisayarla ilk tanıştığım zaman, 10 yaşındaydım. Doğru hatırlıyorsam, ilkokul üçüncü sınıfa gidiyordum. Sınıf öğretmenimiz, her öğrenciye “Hangman” oyunu ve birkaç matematik öğretim programını kullanmayı gösteriyordu. O zamandan sonra bilgisayara ilgim çok artmıştı. Boş zamanlarımda bilgisayarcılara gidip, bilgisayarları incelerdim.

GNU/Linux camiasına girişiniz nasıl oldu?

Bu aslında, üst üste meydana gelen bazı ilginç olaylar sayesinde gercekleşti:
13 yaşımda bana, siyah beyaz ekranlı bir dizüstü hediye edilmişti. Intel i486 64 Mhz işlemcisi, 16 MB anabelleği ve 80 MB sabit diski vardı. O bilgisayarıma MS DOS, Windows for Workgroups 3.1 ve 3.11 yüklemiştim. Daha sonra, Windows 95 kurmak istedim. Fakat dizüstümde CD-ROM sürücüsü mevcut olmadığı için, tek bir alternatif çözüm vardi: o da Windows 95‘in kurulum CD‘inde bulunan tüm dosyaları sabit diske kopyalayıp, daha sonra MS DOS üzerinden Windows 95‘in kurulumunu elle başlatmaktı. Bunu yapabilmek için bir bilgisayarcıya gittim. “CD-ROM sürücülü bir bilgisayarı kulanabilir miyim?”, diye sordum. Bir bilgisayar mühendisi, fikrimin mümkün, fakat pratik olmadığını söyledi ve başka bir çözüm yolu gösterdi. Kendisine ait olan UNIX‘le çalıştırdığı Compaq dizüstü bilgisayarını, bir COM kablosu ile benim bilgisayarıma seri porttan bağlayarak ağ bağlantısı kurup, daha sonra da  Telnet bağlantısı üzerinden kurulum CD‘sindeki dosyaları benim dizüstü bilgisayarıma taşıdı.

Ben o günden sonra UNIX‘e hayran olmuştum. O zamanlarda İnternet yaygın değildi ve bugünkü gibi çok faydalı sayfalar da yoktu. O yüzden bilgisayar dergileri, en faydalı bilgi kaynağıydı benim için. Bir bilgisayar dergisinde, UNIX‘den çok daha üstün olan “GNU/Linux” isimli ve “bedava ” bir işletim sistemi olduğunu okudum. Bu GNU/Linux sistemini, bilgisayarıma hiçbir zaman kuramadım, fakat bu beni yıldırmadı. Ve ilk başarılı adımlarımı, Knoppix ile attım. Smile

Pardus ile ilk tanışmanız nasıl ve ne zaman oldu?

Knoppix’den sonra Suse, RedHat ve Debian kullanmıştım. Daha sonra Mandrake ve Ubuntu ile uzun zaman işlerimi görebildim. Ubuntu, sadece GNOME arayüzlü bir sistem olduğundan ve ben şahsen GNOME arayüzünü hiç beğenmediğimden, bir süre sadece Mandrake Linux kullandım. Mandrake o zamanlarda, Suse hariç, KDE’yi en kullanışlı şekilde sunan GNU/Linux dağıtımlarından biriydi.

Mandrake iflas ettiğinde, benzer bir kalitede Linux tabanlı sistem arayışına girdim ve PCLinuxOS’u buldum. PCLinuxOS’un geliştiricisi, Mandrake’nin ana geliştiricilerinden olduğu için bana çok olumlu gözüküyordu. 2007’ye kadar da sadece PCLinuxOS kullandım. 2007’den sonra PCLinuxOS’un geliştirilmesi dondurulmuştu. O zamanlar ben, Almanca PCLinuxOS topluluk sitesi olan www.pclinuxos.de’de moderatördüm.

PCLinuxOS daha fazla geliştirilmediği için Alman topluluk sitesi de kapanmak zorunda kaldı.  PCLinuxOS.de kapatılmadan bir kaç ay önce, bir Alman arkadaşım bana, PCLinuxOS’a alternatif olarak Pardus GNU/Linux’u tavsiye etti. İki sistem, yani Pardus ve PCLinuxOS, birbirlerinden teknik olarak farklı olsalar da, Pardus sisteminin güvenilir, kolay ve sağlam bir işletim sistemi olduğunu söylemişti. Böylece Pardus benim için bir alternatif değil, güvenerek çalışabileceğim tek sistem olmuştu! Smile
Pardus Projesi'nin topluluk yöneticilerinden birisiniz. Bir topluluk yöneticisi ne yapar?

Bir topluluk yöneticisinin yapması gerekenleri yazan herhangi bir kaynak yok. Bunun için ben bu toplulukta bir yönetici olarak, Pardus ile ilgili her türlü gelişmeyi takip etmeye çalışıyor ve edindiğim bilgi ve birikimleri, topluluk sayfasında takipçilerimizle paylaşıyorum. Böylelikle sayfayı takip edenler, anında bu güncel bilgiler ve yeniliklerden haberdar oluyorlar.

Ben hem Almanca hem de Türkçe konuşan bir topluluk yöneticisi olarak, hem Almanca konuşan hem de Türkçe konuşan takipçilerimize daha çok yardım ettiğimi düşünüyorum. İngilizce olan Pardus mailing sitelerinde karşılaştığım güncel ve faydalı bilgileri, diğer dillere aktararak yardımcı olmaya çalışıyorum.

Aynı zamanda Türkçe Pardus sayfalarındaki bildirileri, yenilikleri yada duyuruları hızlı bir şekilde diğer dillere çevirerek, buradaki Pardus veya genel olarak GNU/Linux takipçilerinin hizmetine sunuyoruz. Almanca dilinde yayın yapan tanınmış bilgisayar dergilerine de Pardus hakkında yazılar göndererek, bu sistemin tanıtımını da yapıyorum.

Hem topluluk işleri, hem geliştiricilik çalışmaları birbirlerine destek mi oluyorlar, yoksa köstek mi?

Geliştiricilik ve topluluk işleri aslında bir bütünün parçaları gibi. Birisi olmadan, diğeri tam olarak bir şey ifade etmiyor. Ama bazı zamanlarda topluluk işleri, geliştirme işini yavaşlatabiliyor. Örneğin; bir site takipçisi sizden yardım isteyebiliyor ve bu yardım bazen uzun zaman gerektirebiliyor. Ben prensip olarak sitemizin takipçilerine yardımcı olmayı önemsiyorum. Bu yüzden geliştirme işine bazen ara vermek zorunda kalıyorum. Bazen de tam tersi olabiliyor.

Benim için topluluk işleri ve geliştiricilik bir paralellik ifade ediyor. Birisi olmadan diğeri sanki yarım kalıyor.

Özgür yazılım kavramına ve açık kaynak projelerine olan merakınız ne şekilde oluştu?

Bana göre mükemmelliğin bir sınırı yok! Yani “benim yaptığım en mükemmeli” demek imkânsız. Bugün özgür olmayan ve belli bir ücret karşılığı sahip olunabilen işletim sistemleri, size hazır paket halinde sunuluyor, daha doğrusu dayatılıyor. Bence bu şu demek: “Bunu kullanacaksın; ta ki ben yenisini geliştirene kadar!“

Bugün bu tür sistemlerde birçok problemler meydana gelmekte, ama buna karşın kullanıcı hiç bir şekilde sisteme müdahale edememektedir. Oysa özgür yazılım ve açık kaynak projelerinde kullanıcı, aynı zamanda geliştirici de olabiliyor. Böylelikle sürekli mükemmelliği arıyorsunuz. Ücretsiz olması da yasadışılığı ortadan kaldırıyor. Eğer ben bir sistemi beğeniyorsam ve onu daha mükemmel bir hale getirmeye çalışıyorsam, bu sistemi sevdiğim insanlarla paylaşmak isterim, tıpkı GNU/Linux‘ta olduğu gibi.

Ben GNU/Linux sistemleri kullandıkça bunu daha iyi anladım. Sahip olduğum sistemleri, ihtiyaçlarım doğrultusunda daha mükemmel hale getirmeye çalıştım. Gördümki yalniz degilim. Benim gibi düsünen baskalarida var ve onlarla bu isi daha sistemli bir şekilde yapmaya basladik.

Pardususer.de nasıl ortaya çıktı? Kaç aktif katkıcısı var?

Pardus GNU/Linux sistemi, bilgisayarıma kurduğum andan itibaren beni çok etkilemişti. Sistemin kolay oluşu, sorunsuz KDE masaüstü ayarları ve faydalı bir çok Linux sistem eklentileri, örneğin PiSi, COMAR, MÜDÜR vs.. o zamana kadar başka Linux  sistemlerde bulamadığım şeylerdi.

Devletin Pardus projesine ciddi mânâda desktek vermesi ve Pardus'un gerçek Linux kaynaklarından (kernel.oıg'dan) geliştirilmesi ve yeni Linux sistemi olması, beni harekete geçirdi.

Fakat bu sistemde, eksik olan bir sey vard. Kullanıcıların dilinde bu sistemi tanıtacak, kullanıcılar için İnternet’te Almanca dilinde yardımcı olacak hiçbir web sitesi, forum, blog vs. yoktu. Ve benim birşey yapmam gerekiyordu. Hemen harekete geçtim. Öncelikle bana, bir internet adresi (domain) gerekiyordu. Bunun temini için Alman bir arkadaşım (C. D.) bana yardımcı oldu. Bu sayede http://pardususer.de/ adresini açtım.

İnternet sitemiz, kısa sürede ilgi çekmeye başladı. En çok ilgilenenlerden birisi, Michael D. (niki: “minidiegi”) idi. Michael, artık bizde moderatör işlerini yürütmeye başlamıştı. Daha sonra Klaus W. (niki: “Alaska”) ve Stefan W. (niki: “SW”) de bize katılarak sağlam bir takım oluşturduk.

Bu çekirdek takım (Core-Team) haricinde, gönüllü olarak sitemize katkıda bulunan dünyanın değişik ülkelerinden çok sayıda arkadaşımız var.

http://www.pardususer.de/index.php?action=feedback

https://plus.google.com/102976393815967744556

Yukarıdaki adreslerden çekirdek takım hakkında detaylı bilgi edinilebilir ve onlarla irtibat kurulabilir.

Pardususer.de’nin çalışmalarından bahseder misiniz?

Elimizden geldiği kadar pardususer.de olarak, Pardus GNU/Linux sistemini, başta Almanca olmak üzere, kullanıcılara en iyi şekilde tanıtmaya çalışıyoruz. Bunun için Linux programlarını Pardus'a uyumlu hale getirerek, bizim paket depomuzda kullanıma sunuyoruz (http://www.pardususer.de/index.php?action=repository).

Problemler karşısında alternatif çözüm önerlerini forum kısmında sunuyoruz. Bunun haricinde galerimizde (http://galerie.pardususer.de/) Pardus kullanım kılavuzları, videolar, kendi hazırladığımız masaüstü sembolleri, duvar kağıtları, reklam grafikleri ve katıldığınız etkinliklerin resimleri (Chemnitz Teknik Üniversitesi – Linux Etkinlik Günleri “Linux Tage”) var.

Pardususer.de'nin yapmak istediği ve gelecekte olmasını beklediği şeylerden bahseder misiniz?

Biz pardususer.de olarak, Pardus GNU/Linux sisteminin, herkes tarafından kolayca kullanılabilir ve öncelikle tercih edilen bir sistem olmasını arzu ediyoruz. Bunun için de, Pardus'u en kolay nasıl kullanılabilir hale getiririz çabası içerisindeyiz. Burada pardususer.de olarak, önemli bir boşluğu doldurduğumuzu düşünüyoruz.

Çünkü buradaki insanlara, anlayabilecekleri dilde, bu sistemi en iyi şekilde tanıtmaya çalışıyoruz. Ve biz bunları yaparken özel hayatımızdan artırdığımız zamanları değerlendiriyoruz.

Pardus'un diğer tanınmış GNU/Linux dağıtımları gibi (mesala Ubuntu, Mandriva, Suse, ...) hak ettiği yeri alması en büyük temennim.

Yeni bir kullanıcı neden Pardus'u tercih etmelidir?

Pardus, diğer sistemle karşılaştırıldığında çok fazla avantaj sunuyor. Örneğin; Windows sistemine sahip olabilmek için, belli bir miktar para ödemek zorundasınız. Fakat bugün bilinen bir gerçek var ki o da, birçok kullanıcı bu sistemi, yasal olmayan yollarla bilgisayarında kullanmakta. Bu durum birçok kullanıcıyı potansiyel suçlu haline getirmekte. Oysa Pardus'da bu sorun yok. Çünkü Pardus özgür bir yazılım ve dileyen herkes bu sisteme sahip olabiliyor.

Windows lisans anlaşmasını ciddi olarak okuduğunuzda, sistemi sadece bir tek bilgisayara kurabileceğinizi göreceksiniz. Yani evinizde ikinci bir bilgisayarınız varsa, ikinci bir Windows sistemi satın almak zorundasınız. Pardus'da böyle bir sınırlama yok. Pardus'u dilediğiniz gibi yasal olarak kullanabilirsiniz.

Pardus'un Almanca konuşulan bölgelerde (pardususer.de’nin etki alanı) tanınırlığı  ne durumdadır?

Şu anda aktif olarak katılımcı sayımız 300 civarında, fakat bilgisayar dergilerinde ve GNU/Linux magazinlerinde sıkça bizimle ilgili haberlere rastlamak mümkün. Üye sayımızın çok yüksek olmamasının sebeplerinden en önemlisi, bana göre, Pardus'un “Türkiye patentli” olması. Bazı kullanıcılar bunu açıkça ifade ediyorlar. Sistemi tanımadan, sadece Türk kökenli sistem olmasından dolayı, ön yargılı davranan insanlarla sıkça karşılaşıyoruz.

Pardus topluluklarının birbirinden ayrı örgütlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Herkesi aynı platformda toplamak çok mümkün değil. Fakat benim düşüncem, kurulan platformlar Pardus'u daha iyiye taşımak içinse birlikte hareket edilmesi daha doğru.
Şu da bir gerçek ki bazen bizim sitemizi beğenmeyip yeni bir site açmaya kalkanlar olabiliyor. Benim tavsiyem, eğer bu işi düzgün ve sürekli yapmayacaklarsa, yeni bir site açmak yerine, bizimle ya da var olan bir sitenin yöneticileri ile irtibata geçip tavsiyelerde bulunabilirler. Bu önemli, çünkü benim burada yaşadığım bazı olaylar var: Bize rakip olarak kurulan bir site, kısa zaman içerisinde etkinliğini yitirdi ve kullanıcıları bundan dolayı Pardus'u suçladılar.

Pardus topluluklarının birlikte çalışması hakkında ne düşünüyorsunuz? Beraber neler yapılabilir?

Türkçe’de bir atasözü vardır: “Akıl akıldan üstündür”. Ben buna çok inanıyorum! Eğer birlikte hareket edilebilinirse, Pardus, kısa zamanda daha mükemmel bir hale getirilebilir.

Pardus topluluklarının sizce eleştirilebilecek tarafları var mı? Topluluk, Pardus'un gelişiminde ne kadar etkili oluyor?

Bana göre eleştirebilecek en önemli noktalardan bir tanesi, www.pardus.org.tr'nin sadece ozgurlukicin.com adresini topluluk sayfası olarak tavsiye etmesi. Bunun yerine, bu işte gerçekten emek sarf eden diğer topluluk sayfalarını da aynı şekilde tavsiye etmesi gerekir.

Böylece Türkçe’nin dışında dillere sahip kullanıcılar yardım ihtiyaç hissettiklerinde, bu insanları, onlara yardım edebilecek sitelere yönlendirilmiş olur.

Pardus'u diğer dağıtımlardan ayıran en önemli özellik nedir?

Bana göre Pardus'un KDE Masaüstü seçeneği diğer sistemlerden Pardus'u daha farklı hale getiriyor. Diğer sistemlerde farklı masaüstü özellikleri sunulmakta, fakat bu versiyonları sürekli olarak bakımı ve güncellenmesi çok mümkün olmamakta. Pardus'da sadece KDE masaüstü seçeneği var, fakat sürekli olarak güncellenmekte ve daha çok optimize edilmekte.

Örneğin Windows'tan Pardus'a gecen bir kullanıcı KDE masaüstü seçeneği sayesinde çok zorlanmamaktadır.

Pardus geliştiricileri ile topluluk arasındaki mesafe ve iletişim sizce olması gerektiği gibi mi?

Ben çok yeterli iletişim olmadığını düşünüyorum. Bugüne kadar Pardus geliştiricileri, topluluk olarak bizimle çok ciddi mânâda bir iletişim kurmadılar. Oysa biz, Pardus'u Almanca olarak burada (Almanya, Avusturya, İsviçre, …) insanlara tanıtıyor, kullanıcıların problemlerine çözüm bulmaya çalışıyoruz. Pardus geliştiricilerinin bizimle iletişime geçmesi, en başta moral olarak, daha sonra da motivasyon olarak önemli olduğunu düşünüyorum.

Pardususer.de topluluğunu nasıl tanımlarsınız?

Önyargısız, yapıcı, eleştirilere ve sürekli yeniliklere açık, her zaman yardıma hazır, hep daha iyisini arayan ve sunan bir topluluk.

Pardus'un hayatınızda kapladığı alan ne kadardır?

Aslında Pardus benim hayatımın içinde. Hayatımın önemli bir alanını kapladığını düşünüyorum.

Kendi kişisel masaüstünüzde, hangi işletim sistemi (veya sistemlerini) ve masaüstü ortamlarını (KDE, GNOME..) kullanıyorsunuz?

İşletim sistemi olarak sadece Pardus GNU/Linux'u kullanıyorum. Ve GNU/Linux ile ilk tanıştığım günden beri KDE masaüstünü kullanıyorum.

Pardus'un yaygın olarak kullanılabilmesinin önündeki en büyük engel nedir? Bu engel sizce nasıl aşılabilir?

Pardus'un yaygın olarak kullanılabilmesinin önündeki en büyük engel bana göre, politik bir engel. Bugüne kadar bu tür sistemlerin hep batılılar tarafından yapılmış olması, özellikle Türkler’in hazır sistemleri alıp kullanması ve şimdi Türkiye’nin bir sistem üretmesi, bazı insanları rahatsız edebiliyor. Türkiye’nin uluslararası politik ve ticari itibarının artması, bu sorunu ortadan kaldıracaktır. Bu elbette zamanla olacaktır.

Bir diğer sorun reklam yetersizliği. Örneğin; Almanya’da Pardus’u tanıtan bizim sitemizde ya da YouTube vb. internet sitelerinde yayınlandığımız videolar haricinde bir reklam söz konusu değil.

Sizce topluluğun dağıtımdaki yeri ve rolü nedir ?

Bizim topluluk için konuşacak olursak, önemli bir role sahip olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim sitemizin üyeleri arasında, her meslekten ve farklı milletlerden kullanıcılar var. Örneğin; doktor, internet polisi, araba teknisyeni, bilgisayar mühendisi, öğretmen, kamu personeli, öğrenci. Ve bu insanlar sürekli olarak, başka insanlarla iletişim halindeler. Kendi kullandıkları ve beğendikleri Pardus'u, iletişimde oldukları diğer insanlara sözlü ya da sitemiz üzerinden tavsiye etmekte ve tanıtmaktalar.



Bu yazının lisansı Pardus-Linux.Org eDergi 34. Sayı'daki lisansı ile aynıdır. Lisanslar hakkında bilgiyi lisanslar sayfamızda bulabilirsiniz.

Etiketler :

Yorumlar